Websitelerine ve Sosyal Medya Hesaplarına Erişim Engelleri – 2

Erişim engeli kararı, aleyhine karar verilen için ağır bir yaptırımdır. Onun sesini kısan, eğer engellenen site içeriği ticari faaliyetin sürdürülmesine ilişkinse bu faaliyeti engelleyen çok boyutlu etkisi olan bir çeşit sansürdür. Bu sansürün bir an evvel sonlandırılması elzemdir. Çünkü erişim engeli verilen internet sitesinde şimdiye kadar inşa edilen ve biriktirilen içeriği yeni bir sitede yapmak hem zor hem zaman alıcıdır, bunun yerine hak sahiplerinin itiraz süreçlerini işletmesi bir zorunluluktur. Karara nasıl ulaşabileceğimizi ele aldığımız geçtiğimiz yazıdan sonra bu yazıda, erişim engeline nasıl itiraz edildiğine odaklanacağız.

1. Temel Kural: İtiraz Dilekçesi Nereye Verilir?

Temel prensip oldukça basittir, erişim engeli kararını kim verdiyse, itiraz dilekçesi veya engellemenin sonlandırılmasını talep dilekçesinin oraya verilmesi gerekir.

Kararın Veriliş Şekli ve AşamasıKararı Veren / Onaylayan Merciİtirazın Yapılacağı (Dilekçenin Sunulacağı) Merci
BTK İdari Kararının OnaylanmasıSulh Ceza Hakimliği (BTK kararı sonrası)Kararı onaylayan Sulh Ceza Hakimliği
Soruşturma Aşaması veya Doğrudan TalepSulh Ceza HakimliğiKararı veren Sulh Ceza Hakimliği
Kovuşturma (Dava) AşamasıDavaya Bakan Mahkeme (Asliye/Ağır Ceza vb.)Kararı veren ilgili Mahkeme

2. Soruşturma Davaya Dönüşürse Ne Olur? (Pratik Çözüm)

Peki Sulh Ceza Hakimliği tarafından soruşturma aşamasında verilen erişim engelleme kararı, soruşturma bir davaya dönüşmüşse kim tarafından kaldırılacaktır?

Örnek vermek gerekirse, yasa dışı bahis soruşturmasında bir siteye erişim engeli kararı verildi. Erişim engeli henüz kaldırılmamışken veya site sahibi itiraz etmek için hazırlanırken savcı, bir dava açtı ve dosyayı Mahkemeye gönderdi. Bu durumda itiraz dilekçesini kime vermek gerekir? Sulh ceza hakimliği mi, davaya bakan mahkeme mi?

Kanımca Hakimliğin yetkisi soruşturmaya özgülendiğinden artık engellemenin kaldırılmasını davaya bakan mahkemeden istemek gerekir. Nasıl ki dava aşamasında tutukluluğa itiraz dilekçeleri, soruşturma aşamasında tutuklama kararını veren Sulh Ceza Hakimliğine sunulmuyorsa, benzer bir mantıkla, kovuşturma aşamasında erişim engelleme kararının denetlenmesini de ilgili mahkemeden talep etmek gerekir.

Ancak maalesef uygulamada bundan kaçınan mahkemelerin varlığı bilinmektedir. Bu da süre kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle pratik bir çözüm olarak hem yargılamayı yapan mahkemeye hem de soruşturma aşamasında erişim engeli kararını veren sulh ceza hakimliğine dilekçe vererek erişim engelinin sonlandırılmasını talep etmek mümkündür.

3. İtirazda Süre Sınırı Var mı? Tebligat Yapılmazsa Ne Olur?

Erişim engelleme kararına itiraz, pratikte katı bir süreye tabi değildir. Türkiye’deki yaygın uygulamada, engellenen internet sitesinin veya sosyal medya hesabının sahibine bu karar genellikle tebliğ edilmez. Hukuken itiraz süresi kararın tebliğ edilmesiyle başlar. Ortada resmi bir tebligat olmadığı için, süreyi başlatan an sizin kararı “öğrendiğinizi” beyan ettiğiniz tarihtir.

Daha da önemlisi, erişim engeli süreğen (kesintisiz devam eden) bir sınırlama olduğu için itiraz hakkının da sürekli yenilendiğini kabul etmek gerekir. Dolayısıyla, internet sitesi veya hesap sahibi olarak engelleme kararını çok önceden öğrenmiş ve teorik itiraz süresini geçirmiş olsanız bile endişelenmenize gerek yoktur. Hukuken geçici bir “tedbir” niteliğinde olan bu engellemenin durdurulmasını her zaman için talep edebilirsiniz.

4. İtiraz Reddedilirse Süreç Nasıl İşler? (Hakimlik Silsilesi)

Talebin, prensip olarak engelleme kararını veren merciye bildirilmesi gerektiğini söylemiştik. Bu aşamada ilk değerlendirmeyi bu mahkeme/hakimlik yapacaktır. Kendi kararında ısrar etmesi durumunda itirazı değerlendirmek üzere sıra numarası takip eden Hakimliğe/Mahkemeye gönderecektir.

Örnek: Kararına itiraz edilen 3. Sulh Ceza Hakimliği ise ve bu Hakimlik, dilekçe üzerine kararında bir değişiklik yapmayı gerek görmezse, itiraz dilekçesini dosya ile birlikte 4. Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir.

İtiraz, dosya ile kendisine gönderilen Hakimliğin/Mahkemenin bu kararı kesindir. Bu kesinlik, o itiraz dilekçesi bakımından bir kesinliktir, yoksa belirtildiği üzere yeni bir dilekçe ile erişim engelleme kararının gözden geçirilerek kaldırılması her zaman için talep edilebilir.

Erişim engelleme kararının verilmesine gerekçe kılınan yasa maddesinin içeriğine göre itirazı şekillendirmek önemlidir.

5. AYM Yolunda “30 Günlük” Süre Sınırı: Karar Ne Zaman Öğrenilmiş Sayılır?

İtiraz üzerine verilen kararın kesin olmasının sonucu, bu kararın öğrenildiği tarihten itibaren 30 günlük Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru süresinin başlamasıdır.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruların kabul edildiği ilk dönemlerin aksine bugün artık başvuru süresinin tebliğden itibaren değil öğrenme anından itibaren başlayacağı bilgisi yaygınlaşmışsa da tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Anayasa Mahkesi kararlarına yansıyan bazı öğrenme örnekleri şunlardır:

  • UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosya veya karar içeriğini incelemek,
  • Sistemdeki Elektronik Tebligat’ı (e-Tebligat) açmak,
  • Karar tarihinden sonra mahkeme kaleminden dosya fotokopisi almak,
  • Dosyaya, karardan haberdar olunduğunu gösteren her türlü dilekçeyi sunmak.

6. AYM İçtihatları ve 5651 Sayılı Kanun’un Geleceği

Erişim engelleme kararları ile ilgili çok sayıda Anayasa Mahkemesi içtihadı vardır ve bu konuda sayısı yüzler, belki de binlerle ifade edilebilecek kadar ihlal kararı vardır. Anayasa Mahkemesi benzer konudaki bireysel başvuruları birleştirdiği ve şimdiye kadar erişim engelleme konusunda birçok başvuruyu birleştirerek incelediği için tam sayıyı maalesef bilememekteyiz. Ancak gerek bazı maddelerinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla gerekse de uygulamanın hak ihlali olduğu iddiasıyla önüne gelen birçok başvuruda Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı kanunu incelemiştir.

Yakın zamanda Anayasa Mahkemesi, Aksaray 1. Sulh Ceza Hakimliğinin itiraz başvurusu ile bir kere daha 5651 sayılı kanunun Anayasaya uygunluk denetimini yapmıştır. Anayasa Mahkemesi, artık bir rutin uygulamaya dönüşen ve gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında erişim engelleme kararlarının kaynağını teşkil eden 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinin BTK başkanının yetkisini düzenleyen birinci fıkrasına ve ayrıca internet sitesinin tamamına erişim engelleme kararının verilebilmesine olanak sağlayan üçüncü fıkrasına ilişkin inceleme yapacaktır.

Bununla birlikte şuna dikkat çekmek gerekir. Anayasa Mahkemesi, Kanunun “İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” başlıklı 9. maddesini 11/10/2023 tarihli ve E.: 2020/76; K.: 2023/172 sayılı Kararı ile zaten iptal etmişti. Bu iptal kararında Mahkemenin temel gerekçesi “dava ve itiraz konusu kuralların kişilik haklarına yapılan saldırılara karşı internet içeriğinin sınırlanmasına yönelik kademeli bir müdahale yöntemi sunmadığı ve kurallar kapsamında yapılan sınırlamanın internet ortamında yer alan belirli bir içeriğe erişimi engellemek suretiyle o içeriğin belirli bir ülke sınırları içinden ulaşılmasına, kararın verildiği tarihten itibaren süresiz olarak engel olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kurallar ifade ve basın özgürlüklerine ağır bir müdahale teşkil etmektedir.” olarak açıklanmıştır. Ancak günümüzde Kanunun 8/A Maddesinin de iptal kararının gerekçelerini önemsizleştirecek şekilde uygulandığı görülmektedir. Bu uygulamalar hukuk devleti ilkesine de aykırıdır.

Not: Bu yazı 27 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanmıştır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir